Islah Partisi Kan Bedelleri ile Terör Suçlamaları Arasında: Siyasi Çatışma mı, En Büyük Sivil Gücün Tasfiyesi mi?
Yemen’in devlet kurumlarını yeniden inşa etmeye ve siyasi–askeri yapısını toparlamaya çalıştığı hassas bir dönemde, Yemen Islah Partisi’ni terör dosyasına dâhil etmeye yönelik organize suçlamalar yeniden gündeme taşınıyor. Ancak sahadaki gerçekler, partinin son on yılda şiddet ve suikastlardan en fazla zarar gören siyasi yapılardan biri olduğunu ortaya koyuyor.
Dış destekli çevreler tarafından yürütülen bu kampanyalar, devletin toparlanmaya yönelik her adımında tekrarlanıyor ve kamuoyunu yanıltma, sahneyi karıştırma ve terör dosyasını siyasi hesaplaşma aracı olarak kullanma girişimi şeklinde değerlendiriliyor.
Medya Kampanyasından Fiziksel Tasfiyeye
Islah Partisi’ne yönelik baskılar yalnızca medya karalamalarıyla sınırlı kalmadı; Aden, Taiz, Dhamar ve Ibb gibi kentlerde parti liderlerine, din adamlarına ve aktivistlere yönelik suikastlar, bombalı saldırılar, baskınlar ve gözaltılar yaşandı. Gözlemcilere göre bu tablo, Yemen’de sivil siyasi güçlerin karşı karşıya olduğu yapısal tehdidin boyutunu gösteriyor.
Parti, resmi açıklamalarında “terörün siyasi silah olarak kullanılmasını” sert biçimde reddederek, kendisine yöneltilen ithamların hukuki delillerden yoksun olduğunu ve tam tersine kendisinin farklı türde terörün doğrudan mağduru olduğunu vurguladı.
Gerçekler ile Suçlamalar Arasındaki Çelişki
Husi kontrolündeki bölgelerde parti kadroları tutuklama ve sürgünlere maruz kalırken, bazı özgürleştirilmiş şehirlerde sistematik tasfiyelerle karşılaştı. Buna rağmen bugün “terörle ilişkilendirilmesi”, siyasi ve hukuki gerçeklerle çelişen büyük bir paradoks olarak görülüyor.
Uzmanlar, cezasızlık kültürünün siyasi cinayetlerin tekrarlanmasına zemin hazırladığını ve şehirleri hesaplaşma sahalarına dönüştürdüğünü belirtiyor.
Siyasi Terör Devlet Projesini Tehdit Ediyor
Analistler, Islah Partisi’ne yönelik kampanyaların “siyasi terör” niteliği taşıdığını; şiddet ve kışkırtma araçlarıyla sivil rakipleri dışlamayı ve fiili güçlerin çıkarına yeni bir siyasi denge kurmayı hedeflediğini söylüyor.
Bu yaklaşımın sürmesi, çoğulcu modern devlet inşasını imkânsız hale getirecek ve milis mantığını yeniden üretecektir.
Aşırılıkla Mücadele Vizyonu
Islah Partisi, terörün her türünü reddeden ilk siyasi yapılardan biri olduğunu vurguluyor ve güvenlik, fikri, sosyal ve ekonomik boyutları kapsayan bütüncül bir strateji çağrısı yapıyor. Diyalog kültürünün şiddete alternatif olması gerektiğini savunuyor.
Ayrıca Suudi Arabistan öncülüğündeki İslam Koalisyonu gibi bölgesel girişimleri memnuniyetle karşılayarak, aşırılık tehdidine karşı ortak İslami sorumluluğun altını çiziyor.
Dışlama Değil Ulusal Ortaklık
Parti, terörle mücadelenin devlet çatısı altında ve geniş ulusal ortaklıkla yürütülmesi gerektiğini, bu dosyanın siyasi şantaj aracı olarak kullanılmasının yalnızca kaosu derinleştireceğini belirtiyor.
Gözlemciler, geniş toplumsal tabanı ve ılımlı söylemiyle Islah’ın istikrar denkleminde vazgeçilmez bir unsur olduğunu, hedef alınmasının ise devlet projesini zayıflatmaktan .başka sonuç doğurmayacağını vurguluyor.




Yorumlar