Husilerin savaşa girmesi sonrası Katar’dan sert uyarı.. Hamad bin Jassim: Bölge büyük bir patlamanın eşiğinde
Katar’ın eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad bin Jassim Al Thani, Yemen’deki Husi milislerinin İran’a destek amacıyla savaşa dahil olduğunu açıklamasının ardından dikkat çeken uyarılarda bulundu. Açıklamalar, bölgede olduğu kadar uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı.
Şeyh Hamad bin Jassim, Husilerin savaşa dahil olmasının son derece tehlikeli bir gelişme olduğunu belirterek, bu adımın bölgedeki dengeleri tamamen altüst edebileceği ve Körfez başta olmak üzere tüm Ortadoğu’yu daha karmaşık ve açık bir çatışmaya sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Gözlemcilere göre bu açıklamalar, yaşananların artık yalnızca sınırlı bir askeri gerilim değil, bölgesel güvenliği ve küresel ekonomiyi tehdit eden çok katmanlı bir kriz haline geldiğini ortaya koyuyor.
Eryani: Husiler İran’ın uygulama aracı
Katar’dan gelen bu sert uyarılar, Yemen hükümetinin Enformasyon Bakanı Muammer el-Eryani’nin açıklamalarıyla daha da dikkat çekici hale geldi. Eryani, geçtiğimiz hafta içinde İran Devrim Muhafızları’na bağlı ek komutanlar ve uzmanların Sana’ya ulaştığını açıkladı.
Eryani, X platformunda yaptığı paylaşımda, Husilerin bağımsız bir ortak ya da sıradan bir müttefik olmadığını, aksine İran Devrim Muhafızları tarafından yönetilen sınır aşan bir askeri sistemin uygulayıcı unsuru olduğunu söyledi.
Bu açıklamalar, Husilerin savaş ve barış kararlarının artık yalnızca Yemen iç dinamikleriyle değil, doğrudan Tahran’ın bölgesel hesaplarıyla bağlantılı olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Trump’a doğrudan çağrı
Şeyh Hamad bin Jassim’in açıklamalarında öne çıkan en önemli noktalardan biri, ABD Başkanı Donald Trump’a yaptığı doğrudan çağrı oldu. Katarlı yetkili, bölgeyi tehdit eden bu tehlikeli gidişatın durdurulması için Washington’un daha kararlı ve daha net adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca savaşın devamından gerçekte kimin fayda sağladığı konusunda ciddi soru işaretleri olduğunu belirterek, kararın gerçekten Washington’da mı yoksa İsrail’in yönlendirmesiyle mi şekillendiğini sorguladı.
Bu bağlamda, ABD’nin karar alma mekanizmasında daha bağımsız ve dengeli hareket etmesi gerektiğini savundu.
Netanyahu ve İsrail lobisi tartışması
Bölgedeki birçok gözlemciye göre, Hamad bin Jassim’in İsrail’e yaptığı vurgu tesadüfi değildi. Çünkü ABD iç siyasetinde Binyamin Netanyahu’nun ve İsrail lobisinin, özellikle savaş ve güvenlik dosyalarında, Amerikan karar alma süreçleri üzerindeki etkisinin arttığına dair yaygın bir kanaat bulunuyor.
Bu durum, Washington’un bazı kararlarının Amerikan ulusal çıkarlarından ziyade İsrail’in öncelikleri doğrultusunda şekillendiği yönündeki eleştirileri yeniden gündeme getirdi.
ABD içinde savaşı durdurma baskısı büyüyor
Öte yandan, Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, ABD içinde de savaşı büyütmeme yönünde ciddi baskılar oluşmuş durumda.
Bu baskılar yalnızca kamuoyundan değil, aynı zamanda petrol ve enerji sektöründeki büyük şirketlerden de geliyor. Trump’a yakın milyarderlerin sahip olduğu bu şirketlerin, savaşın sürmesinin Amerikan ekonomisine ağır darbe vuracağı yönünde uyarılarda bulunduğu belirtiliyor.
Ekonomik endişeler yükseliyor
Söz konusu çevreler, askeri gerilimin devam etmesinin yakıt fiyatlarını, enerji maliyetlerini ve üretim zincirlerini daha da sarsacağını, bunun da New York Borsası, sanayi üretimi ve Amerikan iç piyasası üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getiriyor.
Bazı eyaletlerde akaryakıt fiyatlarının keskin biçimde yükseldiği, bunun da Amerikan kamuoyunda giderek artan bir huzursuzluğa neden olduğu aktarılıyor.
Husiler Yemen’den tüm bölgeyi ateşe sürüklüyor
Tüm bu gelişmeler, Husilerin savaşa dahil olmasının sadece Yemen’i değil, Kızıldeniz, Bab el-Mendeb ve Körfez hattını da daha geniş bir çatışmanın içine çekebileceği yönündeki kaygıları artırıyor.
Analistlere göre en tehlikeli nokta, Husilerin yalnızca kendilerini değil, tüm Yemen’i İran’ın bölgesel hesapları uğruna yeni bir felaketin içine sürüklemesi.
Bu da Yemen’i yeniden hava saldırıları, askeri karşılıklar, ekonomik çöküş ve güvenlik tehdidi ile karşı karşıya bırakabilir.
Sonuç
Katar’dan gelen uyarılar, Yemen hükümetinin açıklamaları ve ABD içindeki ekonomik ve siyasi baskılar birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin son derece hassas ve tehlikeli bir aşamaya girdiği görülüyor.
Ve bu tablo içinde Husiler, bir kez daha yalnızca Yemen’in değil, tüm bölgenin güvenliğini tehdit eden İran bağlantılı bir tetikleyici unsur olarak öne çıkıyor.




Yorumlar